Prof. Dr. Mehmet Akif Okur'dan Kritik Uyarı: Gazze Tezkeresi Resmî Gazete’ye Girmeden Revize Edilmeli!

Prof. Dr. Mehmet Akif Okur, TBMM’de oybirliği ile kabul edilen Gazze Tezkeresi’ndeki “1967 sınırları” ifadesinin BM kararlarındaki hukuki netliği yansıtmadığını ifade etti. Okur, “Bu yalnızca bir ifade hatası değil. Tezkerenin Resmî Gazete’de yayımlanmadan önce gözden geçirilmesi gerekiyor.” dedi.

Prof. Dr. Mehmet Akif Okur'dan Kritik Uyarı: Gazze Tezkeresi Resmî Gazete’ye Girmeden Revize Edilmeli!

Yıldız Teknik Üniversitesi İİBF Siyaset Bilimi ve Uluslararası İlişkiler Bölümü'nde görevli olan Prof. Dr. Mehmet Akif Okur, TBMM Genel Kurulu'nda dün onaylanan Gazze Tezkeresi ile ilgili çarpıcı bir değerlendirme yaptı.

TBMM'nde oy birliği ile kabul edilen ve İsrail'in Gazze'deki eylemlerini "soykırım" olarak tanımlayan bu tezkere, 1967 sınırlarının esas alındığı Filistin Devleti'nin kurulmasını kalıcı ve adil bir barışın sağlanması için en önemli yol olarak belirlendi. Prof. Okur, sosyal medya üzerinden yaptığı bir paylaşımda, bu terimlerin Birleşmiş Milletler (BM) kararlarıyla uyumsuz olduğunu belirterek, Resmi Gazete'de yayımlanmadan önce düzeltilmesi gerektiğini vurguladı.

Okur'un sözleri şöyle:

“TBMM'nin kabul ettiği Gazze Tezkeresi, kanayan millî vicdanımızın bir yansıması olarak değerlendirilmeli; ancak Filistin Devleti'nin sınırlarını tanımlayan kritik maddedeki hatadan ötürü düzenlenmesi gerekmektedir. "1967 sınırları temelinde" ifadesi, işgal durumu ve işgal öncesi ayırt etme noktasını BM kararlarındaki açıksözlülükle yansıtmıyor. Bu durum, sıradan bir ifade sorunu olarak göz ardı edilmemelidir. TBMM Tezkeresi'nde, BM zeminlerinde hukuki bir temel oluşturan iki devletli çözüm için bir atıf yapılmak istendiği anlaşılmaktadır. Ancak bu çözümün, BM Güvenlik Konseyi ve BM Genel Kurulu kararlarındaki 1967 ile ilgili bölümü hukuki olarak önemli bir vurguya sahiptir. 1967 yılı, Filistin topraklarında iki farklı ateşkes hattına işaret etmektedir. Bunlardan ilki, 4 Haziran 1967’ye kadar geçerli olan 1949 ateşkesi sınırlarıdır (Yeşil Hat). İkincisi ise, 5 Haziran 1967'de başlayarak İsrail'in işgal ettiği topraklara dair ateşkes hattıdır. Bu nedenle, BM kararlarında sınırlar açısından 1967 şu özel ifadelerle kullanılır: “4 Haziran 1967'deki hatlar”, “1967'den bu yana işgal altında olan topraklar”, “1967'de başlayan İsrail işgalinin sona erdirilmesi”, “1967 öncesi sınırlar temelinde iki devletli çözüm” ve TBMM Tezkeresi'nde “4 Haziran” ve “öncesi” ifadeleri yer almamaktadır.

İlgili BM Karar Metinlerinden Örnekler:

BM GÜVENLİK KONSEYİ 'NİN 2334 SAYILI KARARI (2016)

“(BM Güvenlik Konseyi), 4 Haziran 1967 tarihli hatlarda yapılacak hiçbir değişikliği tanımayacağını vurgulamaktadır.”

“(BM Güvenlik Konseyi) Tüm Devletleri, bu kararın 1. paragrafını dikkate alarak, ilgili ilişkilerinde İsrail Devleti toprakları ile 1967'den bu yana işgal edilen topraklar arasında ayrım yapmaya çağırır.”

BM GENEL KURULU’NUN 30 KASIM 2022 TARİHLİ KARARI

“...1967'de başlayan İsrail işgalinin gecikmeden sona erdirilmesini ve 1967 öncesi sınırlar temelinde iki devletli çözümün sağlanmasını desteklemek...”

BM GENEL KURULU’NUN 3 ARALIK 2024 TARİHLİ KARARI

“...1967'de başlayan İsrail işgalinin sona erdirilmesi ve 1967 öncesi sınırları temelinde iki devletli çözüm...”

Peki, yalnızca "1967 sınırları" ifadesinin kullanıldığı önemli belgeler nelerdir? Bu sorunun yanıtı, İsrail Lobisi'nin etkili olduğu Washington’a kadar uzanıyor. Örnekler:

Obama, 22 Mayıs 2011'de İsrail Lobisi'nin önde gelen kuruluşlarından AIPAC’te yaptığı konuşmada “1967 sınırları” geçen ifadeleri, "4 Haziran 1967 sınırlarında anlaşmayla değişimi" savunmak için doğrudan kullanmıştır.
“İsrail ve Filistin'in sınırları, karşılıklı olarak mutabakata varılan takaslarla 1967 sınırlarına dayanmalıdır.”

“...Ve benim tutumum birkaç kez çarpıtıldığı için, "karşılıklı mutabakata dayalı takaslarla 1967 sınırları" söyleminin ne anlama geldiğini bir kez daha belirtmek istiyorum. Bu, tanım gereği, tarafların -İsrailliler ve Filistinliler- 4 Haziran 1967'deki mevcut olandan farklı bir sınır üzerinde müzakere edecekleri anlamına gelir...”

Biden’ın 12 Ekim 2022 tarihli Ulusal Güvenlik Stratejisi Belgesinde de 1967, 4 Haziran öncesine işaret etmeyen ifadelerle yer bulmuştur.

“1967 hatları temelinde, karşılıklı mutabakata dayalı takaslarla iki devlet...”

Trump'a gelindiğinde, 1967’de işgal edilen toprakları sayarken, bunun ötesinde bir pazarlığa göz kırpan bir yaklaşıma doğru bir dönüşüm gözlemliyoruz. Bu nedenle, konuşma ve metinlerden "4 Haziran" ve "öncesi" vurgularının çıkarılması, tesadüfi bir çaba olarak değerlendirilemez.

TBMM’nin Gazze Tezkeresi, aynı zamanda diğer ülkelerin parlamentolarına da çağrıda bulunarak, bu ülkeleri Filistin’i tanımaya yönlendiriyor. Dolayısıyla bu "1967" ifadesinin nasıl bir çerçevede kullanılacağı oldukça önem taşıyor. Gelecekte, Filistin Devleti'ni tanımaya karar veren ülkelerin hangi sınırlar boyunca hareket edeceği merak konusu olacak. Bu süreçte, doğru hukuki terimlerin önemli kararlarda yaygınlaşması son derece önemli bir yer tutmaktadır.

Sınır meseleleri, zamanla biriken çeşitli hukuki değerlerdeki kararlarla şekillenmektedir. TBMM’nin Gazze Tezkeresi de bunlar arasında önemli bir yer edinmiştir. Bu nedenle, Resmi Gazete'de yayımlanmadan önce düzeltilmesi şarttır.

Son olarak, BM’nin 1949 ateşkes hattını hukuki bir çerçeveye oturtma yönünde aldığı kararların uluslararası hukuk uzmanları arasında tartışmalara yol açtığını ve meseleyi daha da genişletmemek için bu konuya giriş yapmadığımızı belirtelim. Zira Türkiye, Filistin meselesi üzerine özgün tezler geliştirme kararı aldığında, ele alınabilecek pek çok başlık mevcuttur.